Uzunca ve uzaklara doğru bir tatil yapalım demişken rotamızı Tayland’a çevirdik. Asya’nın bu güzel ülkesine kelimenin tam anlamıyla bayıldık, harika bir tatil oldu. O zaman biraz detaylara girelim mi?


Öncelikle uçuş için biletlerimizi Türk Hava Yolları ile Londra-İstanbul-Phuket olarak aldığımızı belirterek başlayalım. THY gerçekten de ülkemizin en iyi, dünyanın ise en iyi 10 hatta 5 hava yolu şirketinden birisi diyebilirim. Bu nedenle, bu denli uzun bir uçuş için gözüm kapalı güvendim ve hiçte yanılmadım, beklediğimden çok daha iyi bir yolculuk geçirdiğimi söyleyebilirim. 


Phuket Clouds Sky Island Gezenti
Toplamda, İstanbul Havalimanı aktarma süresi ile birlikte 17 saat civarı süren bir yolculuk oldu. Fakat özellikle Phuket uçusunda, koltukların genişliği, 2 kişilik koltuklarda oturmamız, bol ikram ve uçak içi eğlence sistemi ile birlikte vakit gayet hızlı geçti ve sonunda Phuket adası görüş alanımıza girdi!
Phuket Havalimanına indik ve pasaport sırasına girdik. Pasaportunuzun yanı sıra landing card tarzında, nerede kalacağınızı, kaç gün geldiğinizi vb. belirten bir form doldurmanız gerekiyor. Pasaport polisleri genel olarak güler yüzlüydü ve sıranın bize gelmesiyle birlikte hızlı bir şekilde ülkeye giriş yapabildik.

Girdikten sonra, terminal içerisinde sim kart satışı yapan standları göreceksiniz. Size tavsiyem, özellikle internet için buradan bir tane almanız. Phuket civarında daha uygun bir fiyata bulamadık ve sonradan havalimanından almadığımıza pişman olduk diyebilirim.

Phuket merkezi yani Phuket City diye geçen bölge adanın doğu kıyısında ve daha çok yerlilerin yaşadığı bir bölge. Tatilciler için adanın batı kıyıları çok daha iyi. Bu noktada, tatilciler için en büyük ve en hareketli bölge ise Patong Beach bölgesi. Biz sakin olsun ama Patong’a da yakın olsun diyerek, Paton’un güneyinde kalan Karon Beach bölgesini tercih ettik ve bu tercihimizden de oldukça memnun kaldık.

Phuket Havalimanı çıkışı sonrası, çok daha önceden ayarlamış olduğumuz şöförlü aracı bulduk ve Karon Beach’e doğru 1 saat kadar sürecek olan yolculuğumuza başladık. Bu yolculukta, yerel halkın yaşadığı bölgelerden geçmek zorunda olduğumuz için, gerçek yaşamın hiçte iç açıcı olmadığını üzülerek izledik. Tatil bölgelerine vardığımızda ise, lüks otelleri, kulüpleri vb. gördükten sonra 1 saat içerisinde bbaşka bir ülkeye geçiş yaptığımız hissine kapıldık.

Spring roll thai food pad thai

Otele varmamız ile birlikte hemen rahat koltuklara yapıştık, bu sırada gelen kokteyl ikramı ile birlikte yüzümüz tekrar gülmeye başladı. 

Karnımızda aç olduğundan bir menü bulmam ve sipariş vermem pek uzun sürmedi. Spring Roll ve Pad Thai siparişimizi verdik. 17 saatlik yolculuğun ardından, mükemmel bir hava, kokteyl ve güzel bir yemek ile her şeyi yoluna girmişti.


Baby Ella Gezenti Cocnut Hindistan Cevizi
Tabi ki de, tatile gelen bir çok insanın yapacağı gibi biz de hemen sahile koştuk. Küçük kızım Ella ilk defa deniz ile tanışacaktı. Deniz değil okyanus hatta. 

Şansa bakar mısınız? Hanımefendinin tuzlu su ile ilk tanışması, Tayland’ta Hint Okyanusu ile oldu. 

Bir de eline coconut yani hindistan cevizi suyu aldı ki havasından geçilmiyor. E kimin kızı? 🙂

Bu coconut denen olay Thailand’da oldukça yaygın ve harika bir şey. Hindistan cevizi suyunu Londra’da da bazen pakette alıp içiyordum fakat sokak satıcılarının ya da marketlerin önünde buzdolabında bekleyen bu meyveyi (meyve mi demeli bilemedim) kırarak size soğuk bir şekilde servis etmeleri, besleyici özelliği ve lezzetli olması ile benim favori içeceklerimden biriydi. Günde 1 kere sek, bir kaç kere de kokteyller ile birlikte bolca içtiğimi hatırlıyorum, fazla enerji verebiliyor dikkat! 🙂

Karon Beach Thai Thailand GezentiSahile geldik demiştim. Karon Beach, bölgenin en sakin ve en güzel plajlarından birisi. Hem kalabalık değil hem de aileler için daha uygun ve sessiz. Şezlong ve şemsiye kiralayabilir ya da istediğiniz herhangi bir noktaya oturabilirsiniz. Biz her seferinde kiralamayı tercih ettik hatta sürekli gittiğimiz ve biraz da bahşiş bıraktığım için, ekstra servisler sunmaya başladılar. Yiyecek, içecek vb. şeyleri şezlonguma kadar getiriyolar, etrafı ve şezlongları sürekli temizliyorlardı. 

Bu arada sürekli satıcılar gelip geçiyor. Bir kere hayır demeniz ile birlikte uzaklaşıyorlar, rahatsız bir durum yaşamadık. Hatta yerel halka destek olma açısından bazen bu satıcılardan bir şeyler aldım, özellikle de sıcak kuruyemiş satan bir teyze vardı ki, bir daha denk gelemedim. Kendisi fındık ve fıstıkları özel ballı bir sos ile kavurup satıyordu ve inanılmaz lezzetliydi. Daha sonra marketlerde de buldum fakat onun kadar güzel değildi. Ne yazık ki tekrar denk gelemedim. Şuan da bunları yazarken bile ağzımda hafif bir hareketlenme oldu… Bir çekirdek bari olsaydı, çitleyerek yazardım.

Devamı Gelecek…
To be continued…